Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davası

Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davası

Boşanma davaları için en sık karşılaşılan dava konularının başında aldatma nedeniyle boşanma davası gelmektedir. Bu konuda dava açılabilmesi için ilk şart çiftlerin resmi olarak evli olması gerekliliğidir. Bunun için nikah dairelerinde gerçekleşen resmi işlemler sonucunda geçerli bir evliliğin çiftler tarafından kabul edilmesi ve devletin bu konuda resmi kayıtlarının hazırlanmış olması gerekmektedir. Bununla birlikte eğer evli halde bulunan çiftler ayrı yaşıyorlarsa kanunlar gereği birbirlerine karşı evli olmanın getirdiği sorumlulukları da taşımak zorundadır. Bu yüzden ayrı yaşayan evli kişilerden bir taraf da karşı cinsten bir ilişkiye başladığı takdirde zinanın koşulları meydana gelmiş olur.

Zina davası bu konuda şikayetçi olan diğer eş tarafından açılmaktadır. En temel boşanma sebeplerinden biri olan zinayı eğer diğer eş öğrenmişse, bu öğrenme sürecini takip eden altı ay içinde aldatma nedeniyle boşanma davası açması gerekmektedir. Bununla birlikte üzerinden beş yıl geçen zina eylemlerinin ardından diğer eşin bu konuda dava açma hakkı düşmüş olur. Dava hakkı konusunda bilgilenmeden önce zinanın tam olarak hangi eylemleri kapsadığı iyi bilinmelidir. Genel olarak çiftlerden birinin evlilik kurumu içerisinde iken karşı cinsten birileri ile birlikte olması sonucu zina eylemi gerçekleşmiş olur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta zinanın gerçekleşebilmesi için aldatma olayının mutlaka karşı cinsten biriyle yapılmasıdır. Çiftlerden erkek olan için başka bir erkekle veya kadın olan için başka bir kadınla girilmiş olan homoseksüel ilişki zina kapsamının dışına çıkmaktadır. Ancak bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 163. ve 166. maddelerinde belirtilmiş olan haysiyetsiz hayat sürme ve evlilik birliğinin sarsılması konuları ile ilişkilendirilerek mahkemelerce değerlendirilmektedir. Yapılan eylemin zina olması için son koşul ise evli olan kişinin bu eylemi bilerek ve isteyerek yapıyor olmasıdır. Yaptığı eylemin farkında olmayan kişiler bu konuda zina yapmış olarak değerlendirilmeyebilirler. Bunun yanında şiddetle, tehdit altında veya zor kullanarak gerçekleşen ilişkiler de zina kapsamına girmediği için aldatma nedeniyle boşanma davası açmak için yeterli değildir.

Zina eylemi yaygın görüşün aksine Türk Cumhuriyeti Anayasası’ndaki eşitlik ilkesi göz önüne alınarak Anayasa Mahkemesi tarafından suç olarak kabul görmekten çıkmıştır. Ancak Medeni Kanun gereği zina eylemi sonrasında aldatma nedeniyle boşanma davası açılabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan farklı maddelere göre 161. madde için özel boşanma sebebi, 166. madde için genel boşanma sebebi üzerinden dava açılabilmektedir. Davacı olan eş, bu iki madde üzerinden dava açabileceği gibi aynı zamanda önceki açtığı davalardan sonuç alamaması halinde geçimsizlik sebebi ile de boşanma davası açabilmektedir.

Zina eylemi sonrasında boşanma davası açan taraf bu eylemin gerçekleştiği ispat etmek zorundadır. Fakat bu ispat için kişinin zina eylemini gerçekleştiği anda yakalaması şart değildir. Eğer zina eyleminin gerçekleştiğine dair bazı güçlü deliller ve belirtiler bulunuyorsa da belli şartlar altında bunlar da yeterli sayılabilmektedir. Örneğin, evli olan eşlerden birinin kendi evine karşı cinsten birini alması veya karşı cinsten bir kişinin evinde kalınması yeter sebeplerden bazılarıdır. Bunların yanı sıra zinayı yapan kişinin eşyaları arasında zinayı ispatlayabilecek belirtilerin bulunması da yeterli olmaktadır. Ancak bu ve benzeri durumlarda aldatma nedeniyle boşanma davası açıldığında zina eylemini ile ilgili ispat konusu zina eylemini yapan kişinin bu eylemi yapmadığı üzerinde gerçekleşir. Karşı taraf eylemi yapmadığını ispat etmek zorunda kalır.

Aldatmanın öğrenilmesinin ardından en geç altı ay içinde açılması gereken fakat zina eyleminden sonra o eylemi takip eden 5 yıl içinde açılması zorunlu olan aldatma nedeniyle boşanma davası bu sürelere bağlı olarak farklı yaptırımlara sahip olmaktadır. Davanın açıldığı süre mahkeme tarafından hak düşürücü süreler olarak görülebilmektedir. Bunun yanında belirtilen süreler aşıldığı takdirde dava açma hakkı da ortadan kalkmaktadır. Bu sürelerin belirlenmesi başlangıç tarihleri olarak da eğer zina bir kez gerçekleşmiş ise süre bu eylemin gerçekleştiği andan itibaren başlamaktadır. Bunun yanında daha çok kez zina eylemi gerçekleşmişse son eylemin gerçekleştiği an süreci başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Zinanın affı da eşler arasında mümkündür. Diğer eş zina yapan eşi açık ve üstü kapalı bir şekilde affederse bu durumda boşanma davasının açılması da mümkün olmamaktadır. Bu aftan sonra dava açma hakkını elden bırakmış olan eş daha sonra tekrar bu eylemi sebep göstererek boşanma davası açma hakkına sahip değildir. Zinanın affı sürecinde diğer eş zina yapan eşini bizzat kendisi affetmiş olmalıdır. Araya aracıların girmesi zinanın affına engel teşkil eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://ilkayuyarkaba.av.tr | Trafik Kazalarında Tazminat | Avukat Ankara | Nafaka | İş Kazası Tazminat | Ankara Avukatları | Ankara Hukuk Büroları | Avukat |