Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davası

Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davası

Boşanma davaları için en sık karşılaşılan dava konularının başında aldatma nedeniyle boşanma davası gelmektedir. Bu konuda dava açılabilmesi için ilk şart çiftlerin resmi olarak evli olması gerekliliğidir. Bunun için nikah dairelerinde gerçekleşen resmi işlemler sonucunda geçerli bir evliliğin çiftler tarafından kabul edilmesi ve devletin bu konuda resmi kayıtlarının hazırlanmış olması gerekmektedir. Bununla birlikte eğer evli halde bulunan çiftler ayrı yaşıyorlarsa kanunlar gereği birbirlerine karşı evli olmanın getirdiği sorumlulukları da taşımak zorundadır. Bu yüzden ayrı yaşayan evli kişilerden bir taraf da karşı cinsten bir ilişkiye başladığı takdirde zinanın koşulları meydana gelmiş olur.

Zina davası bu konuda şikayetçi olan diğer eş tarafından açılmaktadır. En temel boşanma sebeplerinden biri olan zinayı eğer diğer eş öğrenmişse, bu öğrenme sürecini takip eden altı ay içinde aldatma nedeniyle boşanma davası açması gerekmektedir. Bununla birlikte üzerinden beş yıl geçen zina eylemlerinin ardından diğer eşin bu konuda dava açma hakkı düşmüş olur. Dava hakkı konusunda bilgilenmeden önce zinanın tam olarak hangi eylemleri kapsadığı iyi bilinmelidir. Genel olarak çiftlerden birinin evlilik kurumu içerisinde iken karşı cinsten birileri ile birlikte olması sonucu zina eylemi gerçekleşmiş olur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta zinanın gerçekleşebilmesi için aldatma olayının mutlaka karşı cinsten biriyle yapılmasıdır. Çiftlerden erkek olan için başka bir erkekle veya kadın olan için başka bir kadınla girilmiş olan homoseksüel ilişki zina kapsamının dışına çıkmaktadır. Ancak bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 163. ve 166. maddelerinde belirtilmiş olan haysiyetsiz hayat sürme ve evlilik birliğinin sarsılması konuları ile ilişkilendirilerek mahkemelerce değerlendirilmektedir. Yapılan eylemin zina olması için son koşul ise evli olan kişinin bu eylemi bilerek ve isteyerek yapıyor olmasıdır. Yaptığı eylemin farkında olmayan kişiler bu konuda zina yapmış olarak değerlendirilmeyebilirler. Bunun yanında şiddetle, tehdit altında veya zor kullanarak gerçekleşen ilişkiler de zina kapsamına girmediği için aldatma nedeniyle boşanma davası açmak için yeterli değildir.

Zina eylemi yaygın görüşün aksine Türk Cumhuriyeti Anayasası’ndaki eşitlik ilkesi göz önüne alınarak Anayasa Mahkemesi tarafından suç olarak kabul görmekten çıkmıştır. Ancak Medeni Kanun gereği zina eylemi sonrasında aldatma nedeniyle boşanma davası açılabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan farklı maddelere göre 161. madde için özel boşanma sebebi, 166. madde için genel boşanma sebebi üzerinden dava açılabilmektedir. Davacı olan eş, bu iki madde üzerinden dava açabileceği gibi aynı zamanda önceki açtığı davalardan sonuç alamaması halinde geçimsizlik sebebi ile de boşanma davası açabilmektedir.

Zina eylemi sonrasında boşanma davası açan taraf bu eylemin gerçekleştiği ispat etmek zorundadır. Fakat bu ispat için kişinin zina eylemini gerçekleştiği anda yakalaması şart değildir. Eğer zina eyleminin gerçekleştiğine dair bazı güçlü deliller ve belirtiler bulunuyorsa da belli şartlar altında bunlar da yeterli sayılabilmektedir. Örneğin, evli olan eşlerden birinin kendi evine karşı cinsten birini alması veya karşı cinsten bir kişinin evinde kalınması yeter sebeplerden bazılarıdır. Bunların yanı sıra zinayı yapan kişinin eşyaları arasında zinayı ispatlayabilecek belirtilerin bulunması da yeterli olmaktadır. Ancak bu ve benzeri durumlarda aldatma nedeniyle boşanma davası açıldığında zina eylemini ile ilgili ispat konusu zina eylemini yapan kişinin bu eylemi yapmadığı üzerinde gerçekleşir. Karşı taraf eylemi yapmadığını ispat etmek zorunda kalır.

Aldatmanın öğrenilmesinin ardından en geç altı ay içinde açılması gereken fakat zina eyleminden sonra o eylemi takip eden 5 yıl içinde açılması zorunlu olan aldatma nedeniyle boşanma davası bu sürelere bağlı olarak farklı yaptırımlara sahip olmaktadır. Davanın açıldığı süre mahkeme tarafından hak düşürücü süreler olarak görülebilmektedir. Bunun yanında belirtilen süreler aşıldığı takdirde dava açma hakkı da ortadan kalkmaktadır. Bu sürelerin belirlenmesi başlangıç tarihleri olarak da eğer zina bir kez gerçekleşmiş ise süre bu eylemin gerçekleştiği andan itibaren başlamaktadır. Bunun yanında daha çok kez zina eylemi gerçekleşmişse son eylemin gerçekleştiği an süreci başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Zinanın affı da eşler arasında mümkündür. Diğer eş zina yapan eşi açık ve üstü kapalı bir şekilde affederse bu durumda boşanma davasının açılması da mümkün olmamaktadır. Bu aftan sonra dava açma hakkını elden bırakmış olan eş daha sonra tekrar bu eylemi sebep göstererek boşanma davası açma hakkına sahip değildir. Zinanın affı sürecinde diğer eş zina yapan eşini bizzat kendisi affetmiş olmalıdır. Araya aracıların girmesi zinanın affına engel teşkil eder.

Boşanma Avukatı

Boşanma Avukatı

Eşlerin boşanma sürecine girmeleri ile birçok soru işaretleri de belirmeye başlamaktadır. Birçok insan boşanma konularında bir avukata ihtiyaç duyulmayacağı yönde bir bilgi ile hareket ederek hiç bilmediği hukuk dalında araştırmalar yapmaktadır. Boşanma davaları için boşanma avukatı tutulması her zaman sizlere büyük avantaj sağlayacaktır. İnsanların boşanma sebepleri farklı olduğu gibi boşanma türleri de farklıdır. Bu farklılık nedeni ile davalar ve bu davaların süreçleri de birbirinden farklı olmaktadır. Bu sebeple de dilekçelerin hazırlanması, delillerin ve tanıkların belirlenmesi, anlaşmalı ise sözleşmenin hazırlanması ve varsa çocuklar ile alakalı velayet konularının belirlenmesi gibi birçok konuda avukatlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Birçok insan avukat ile dava açmak yerine kendince kolay bir dava olacağını düşünerek dilekçesi ile başvurmaktadır. Ancak evraklarda ve usul yönünde yapılacak yanlışlar ile davalar sonuçsuz kalabilmektedir. Bu durun anlaşmalı boşanma davalarında da geçerlidir. İki tarafında anlaşması sağlanmış olsa bile detaylı bir boşanma sözleşmesi hazırlanmalıdır. Burada mal rejimi ve çocukların velayeti gibi birçok farklı konu dikkatle sözleşmede yer almalıdır. Bu konularda yapılacak hatalar ileride ciddi sorunlara dönüşebilir. Bu sebeple de boşanmalarda avukatlardan yardım alınması oldukça detaylı olan davalar ve hukuk prosedürleri için sizlere avantaj sağlayacaktır. Anlaşmalı boşanmaların yanında çekişmeli boşanma davalarında da tamamen haklı olduğunu düşünen taraf avukat yardımı almak istemeyebilir. Bu durumda da mahkemelerin ve davaların usulleri bilinmediği için ve yasalar konusunda detaylı bilgi olmadığı için sorunlar yaşanabilmektedir.

Çekişmeli boşanma davalarında veya aldatma nedeni ile boşanma davalarında mutlaka avukat yardımı alınmalıdır. Bu davalar sadece eşlerin boşanmasını değil, mal rejimini, tazminat ve velayet gibi birçok farklı alanı da içermektedir. Bu sebeple çekişmeli boşanma avukatı ile davaların önceden deliller ve tanıkların belirlenmesi ve dava sürecinin tayin edilmesi ile açılmalıdır. Avukatlar tüm yasalar ve mahkemelerin usullerini iyi bildikleri için atılacak adımları önceden hesaplayabilmektedirler. Bu sebeple mahkemeye sunulacak haklılığı ispat edici deliller ve tanıkları çok daha uygun şekilde belirleyebilmektedirler. Bu sebepler nedeni ile boşanmalarda avukatlardan yardım alınması davanın daha kısa sürede tamamlanması ve davacının lehine bir sonuç alınmasını kolaylaştırmaktadır.

Ankara Boşanma Avukatı

Ankara Boşanma Avukatı

Boşanma, evli çiftlerin karşılıklı veya birisinin evliliği daha fazla yürütmek istememesi halinde yasal olarak boşanmak istemesi ile başlamaktadır. Boşanmak konusunda 4721 sayılı Medeni Kanunda belirtilen boşanma sebepleri içerisinden birinin geçerli olması gerekmektedir. Boşanma konusunda çiftler arasındaki uyumsuzlukların çok farklı sebepleri olduğu gibi boşanma davalarının da farklı türleri bulunmaktadır. Bu sebeple boşanma avukatı tarafından yardım alınması dava süreci konusunda avantaj sağlayacaktır. Boşanma davalarında genel olarak sorulan bir soru da avukat gerekliliği konusunda olmaktadır. Hukuken hiçbir dava da avukat bulundurmak zorunlu değildir. Ancak avukatlar yasalar ve hukuk sistemi konusunda eğitim almış ve deneyim sahibi kişiler olduğu için dava sürecine olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu sebeple de davalarda avukat yardımı alınması avantaj sağlayacaktır.

Boşanma davalarında eşlerin boşanma konusunda hem fikir olmaları ile anlaşmalı boşanma davalarının açılması mümkün olabilmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi konusunda iki tarafından her konuda anlaşma sağlaması gerekmektedir. Açılacak boşanma avukatı davasında boşanma protokolü hazırlanmalıdır. Bu sözleşmede her detay yazılmalı ve velayet, mal paylaşımı, nafaka ve tazminat gibi tüm konular iki tarafın anlaşması ile belirlenmelidir. Bu boşanma protokolünün hazırlanması ve mahkeme tarafından kabul edilecek şekilde yasal olması için bir avukata ihtiyaç duyulacaktır. Kişilerin kendileri de bu protokolü hazırlayabilir. Ancak yapılacak yanlışlar dava sürecinin uzamasına veya hak kaybına neden olabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma davaları en kolay davalar olarak görünseler bile ciddi bir hazırlığın yapılması gerekmektedir. Bunun yanında tarafların boşanmak, mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat gibi konularda anlaşamaması durumunda çekişmeli boşanma davaları açılmaktadır. Bu davalar oldukça önemlidir ve mutlaka boşanma avukatı tarafından yardım alınması gerekmektedir. Bununla birlikte aldatma nedeni ile boşanma davalarında da avukatlardan yardım alınması gerekmektedir. Davalarda ispat için deliller ve tanıkların belirlenmesi konusunda hukuki çalışmalar yapılmalıdır. Özellikle aldatmanın ispat edilmesi konusunda hukuk dışı delillerin kullanılmaması önemlidir. Bu konuların incelenmesi ve davaların kısa sürede olumlu şekilde sonuçlandırılması için alanında deneyimli avukatlardan yardım alınması yerinde olacaktır. Bu durum boşanma davaları için de geçerlidir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası

Aldatma durumu, evli olan çiftlerden birinin bağlılık sorumluluğunu ihlal eden davranışlarda bulunmasıyla ortaya çıkar. Şiddetli geçimsizlikten sonra boşanma davaları arasında hukuksal süreçlerden sonra karara bağlanan boşanma sebebini takip eden bir vakadır. Bu süreci takip eden hukuki meseleler tamamen davayı açan şahısların ispat delili sunmasıyla devam eder. Zira aldatma nedeniyle bosanma davası açmak isteyen şahıslar, öncelikli olarak bu sebepte karar kılınan eylemlerin ispatlanması ve sorumluluğunda hareket etmesi gerekmektedir.

Hukuk mekanizması, aldatılan şahısların aldatma nedeniyle bosanma sürecini başlatması için, mahkemeye sunacak delilin 6 ayı geçmemesi durumuna önem verir ki, bu süreçten sonra açılan boşanma davaları yine mahkeme tarafından aldatılan kişinin davacı şahıs tarafından affedildiğini kabul eder ve dava açma yükümlülüğü ortadan kalkar. Bu sebeple, aldatma olayı öğrenildiği andan itibaren dava için 6 ayı geçme hususuna dikkat edilmelidir. Bu unsuru mahkeme, aldatma nedeniyle bosanma şartlarında öncelik olarak ele alır.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Açmak

Boşanma davasında hukuki süreci yürütecek mahkeme Aile Mahkemesidir ve aldatılan şahıs son 6 ay içerisinde ikamet ettiği adres bölgesindeki Aile Mahkemesi´ne başvurabilir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde bu süreci yürütecek tüzel kişilik ise Asliye Hukuk Mahkemesi oluyor. Aldatılan şahıs, aldatma nedeniyle bosanma için bir boşanma dilekçesi hazırlamalı ve bu dilekçe ile birlikte ilgili mahkemeye başvuru yaparak dava sürecini başlatmalıdır.

Aldatma nedeniyle boşanma davalarının hukuki süreci belli unsurlar neticesinde uzayabilmektedir. Zira mahkeme bunun için bilirkişi raporu, aldatma olayının detaylı olarak incelenmesi, olaya tanık olanların açıklamaları, delillerin araştırılması gibi protokolleri göz önünde bulundurur. Bu sebeple, özellikle dava söz konusu çiftlerin arasında herhangi bir uzlaşmama olmaması durumunda oldukça hareketli geçen bir süreç doğar. Davanın karara bağlanması uzman avukat gibi değişkenlere bağlı olarak 1 yıla kadar uzayabilir.

Boşanmada İspat

aldatma nedeniyle bosanma davalarının açılma sebebinden çok, boşanmaya neden olan olaylar çerçevesinde hukuki sürecin nasıl yürütüleceği önemli olmaktadır. Bu süreç içerisinde mahkemeye sunulacak delillerin yeterli olmaması ve hukuka aykırı nitelikler taşıması durumda dava süreci sona erer ve davayı açan şahıs istediği sonucu alamaz. Dava başvurusunda mahkemeye verilen dilekçede yer alan sebebiyetlerin ispati gerekli görülmektedir ki davacı bununla yükümlüdür. Bunlar SMS kayıtları, kredi kartı hesap özeti, tatil fotoğrafları, sosyal medya paylaşımları, tanıklar, e-mail, telefon konuşmaları gibi birçok delil unsurunu kapsar. Öne sürülen bu deliller tamamen hukuka uygun bir şekilde kayıt altına alınmış ve elde edilmiş olmalıdır. Aksi durumda dava karşıtı davacıya karşı bir cezai yaptırım davasında bulunabilmektedir.

Aldatma Nedeni İle Boşanmak

Aldatma Nedeni İle Boşanmak

Boşanma davaları içerisinde en önemlisi aldatma nedeni ile boşanma davaları olmaktadır. Mal rejimini etkilemesi ve aldatmanın ispatı konusunda bir boşanma avukatına ihtiyaç duyulan davalardan birisidir. Aldatma ile boşanma veya zina ile boşanma davalarında en önemli konu zinanın tanımıdır. Ceza hukukunda veya boşanma konusunda geçen zina ile İslam Hukuku’ndaki zina karıştırılmamalıdır. Türk Ceza Kanunları içerisinde zina bir suç değildir. Ancak boşanma konusunda eşlerden birisinin diğerini aldatma evlilikteki sadakat gerekliliğini yerine getirmemesi durumunda zina ile boşanma mümkün olmaktadır. Boşanma konusundaki zina, eşlerden birisinin evlilik dışı bir ilişki yaşaması sonucunda oluşmaktadır. Bu durumda açılacak boşanma davası çekişmeli boşanma davası olacaktır.

Zinanın veya aldatmanın ispatı bu tarz boşanma davalarının en önemli kısmı olmaktadır. Bu konuda birçok farklı delil elde edilerek sunulabilir. Ancak bu delillerin toplanması ve sunulmasında dikkatli olunmalıdır. Delillerin hukuka aykırı olması durumunda ceza alınması mümkün olabilir. Bu sebeple de bu davalarda aldatma nedeni ile boşanma ile bulunmak ve delillerin önceden bu avukat tarafından incelenmesi önemli olmakta. Zinanın veya aldatmanın öğrenilmesinden sonra eşin altı ay içerisinde dava açma hakkı bulunmaktadır. Altı ay içerisinde aldatma ile boşanma davası açmayan veya affeden eş bu hakkından mahrum kalacaktır. Boşanma davalarının açılması konusunda Bu takvime dikkat edilmesi de önemli olacaktır. Ayrıca aldatma eyleminden beş sene geçmesi sonrasında boşanma davası açılamayacaktır.

Aldatma sonucunda açılacak boşanma davalarında en önemli etki mal rejimde olmaktadır. Aldatmanın ispat edilmesi ve mahkeme tarafından kabul edilmesi ile kusurlu olan eşin boşanma sonrasında hakkı olan malların bir kısmından veya tamamından yararlanması mahkeme tarafından engellenebilmektedir. Ayrıca aldatma nedeni ile boşanma davalarında tazminat hakları da bulunmaktadır. Bu konuda kusurlu eşe tazminat talebinde bulunulabileceği gibi, evli olduğunu bilmesi durumunda üçüncü kişilere de tazminat davası açılabilmektedir. Bu sebepler ile aldatma veya zina nedeni ile boşanma davaları oldukça önemli davalardır. Bu kadar önemli olan davada bir boşanma avukatına danışılması ve davanın bu şekilde başlatılarak yürütülmesi önemli avantaj sağlayacaktır.

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Gerek dikkatsiz sürücüler gerekse trafik koşullarının elverişsiz olması gibi nedenlerden dolayı her sene ülkemizde binlerce irili ufaklı trafik kazası meydana gelmekte ve bir çok insanı hem maddi hem de manevi olarak büyük zararla içerisine sokmaktadır. Bu nedenle trafik kazasında hatası olmayan kişilerin duruma göre trafik kazası tazminatı almaları mümkün olan bir işlem olmaktadır. Tamamen kazanın türüne ve istenmekte olan tazminatın türüne göre şekillenmekte olan bu işlemler şu şekilde olmaktadır. İlk olarak kaza türüne bağlı olarak ölümlü durumlarda kazazede yakınlarından dolayı doğmakta olan maddi zararları için açılmakta olan maddi ve manevi trafik kazası tazminatı adı altında ele alınmaktadır. Bu gibi durumlarda kazazedenin birinci derece yakınları yanı bakmakla yükümlü olduğu aile bireyler ve kazazedenin yardım ettiği kanıtlanabilmekte olan tüm kişiler yararlanabilmektelerdir. İkinci olarak ise yaralanmalı kazalar sonucunda oluşan tazminat hakkı olmaktadır. Kişinin uğradığı tüm maddi ve manevi zararlar aynı zamanda gelecekte kaz nedeni ile oluşacak olan tüm zararlar hesaplanarak bir tazminat bedelinin belirlendiği bu işlemde kazazede oldukça yüklü tazminatlar alabilmektedir. Trafik kazası tazminatları içerisinde son durum ise maddi hasarlı trafik kazası tazminatı işlemleri olmaktadır. Bu gibi durumlarda kazada hatası bulunmakta olan kişi genel olarak oluşan maddi hasarı ödemekte olduğu için pek mahkeme yoluna başvurulmamaktadır. Ancak bu yapılmaz ise veya kazazede tarafından manevi bir tazminatta talep edilmek istenilir ise yine tüm tazminat işlemleri için ilgili adli kurumlara başvurma hakkı bulunmaktadır.

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Miras konusun hukuka yansıyan taraflarında görülen tenkis davası, tenkise uğradığını iddia eden kişi tarafından açılır. Temelindeki hareket, miras bırakan kişinin vefatıyla beraber hakkına tecavüz edildiğini öne süren kişinin daha fazla hak aldığını belirttiği kişiden davacı olması şeklinde ifade edilebilir.  Daha temiz bir ifadeyle özetlemek gerekirse A kişisinin vefatıyla beraber B ve C kişileri mirasçı konumuna gelir. B kişisi, hakkından daha az miras aldığını düşünür ya da C kişisinin hakkından daha fazla aldığına karar verirse bu konuda dava açabilir. Buradaki A,B,C kavramları tamamen farazi olurken; onları çoğaltabilir veya farklı isimlerle çağırabilirsiniz.

İlerleyiş Aşamaları

Belirli durumların ışığında açılmak istenen tenkis davası, miras bırakacak kişinin vefatına kadar açılamaz; çünkü ortada tenkis olabilecek bir durum doğmamış olur. Kişi, kendisinin tenkise uğradığını düşündüğü takdirde 1 yıla kadar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açabilir; bazı durumlarda mevcut süre 10 yıla kadar uzar. Bunun için miras bırakacak kişinin bıraktığı mirasın açıklanması, üzerinden 10 kadar süre geçmesi gerekir. Dava, belirtilen süreler ışığında açılmaz ise kanunen hükmü kalmaz. Bu sebeple, hakkının tecavüze uğradığını düşünen kişinin doğru adımlamalar ile elini çabuk tutması büyük önem taşır.

Tersi Durum?

Açılacak olan tenkis davası, yalnızca mirasçı tarafların birbiri üzerine bağladıkları kararsızlık üzerine değil; aynı zamanda mirasçının üzerine kalan borçlar için de açılabilir. Mirasçı, miras koşullarıyla belirtilen durumu gereceğe dökebilmek için aranan şartlardan kaçabilmek adına tenkis davasında bulunabilir ve borçlandırma yolundan kurtulmanın çalışmasını yapar. Elbette bu mevzuda karara bağlanacak farklı unsurların varlığı dikkate alınır; verilecek olan karar, belirli yetkilendirme işlemleri sonucunda ortaya çıkar. Söylenenler ışığında tenkis davasının farklı şekillendirmeler ile açılabileceği; açılan davanın adli süreçte değişik kararlar ile sonuçlanabileceği görülür.

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal davası¸ belirli koşulların hükmü ile neticelenip taraflarca arzu edilen sonuca bağlanır. Tapu iptali konusunda açılan davalar, farklı nedenlerin varlığına istinaden açılabilir; ama arzulanan sonucu elde edebilmek için konu adına bilinçli davranılması gerekir. Sonuçta tapu gibi taşınmaz malların hakkı adına açılan davaların dikkatlice araştırıldığı, herkesçe malum bir konu olduğundan dolayı bu noktada geçerli sebeplerle hareket edilmesi büyük önem arz eder.

Dava Açma Sebepleri?

Ortada kabul edilebilir bir sebep olmasa da:

  • Tescil
  • Tescilin tadili
  • Terkiniyle aynı hakların zedelenmesi

Gibi durumlar için dava açılabilir. Dava açımı, belirtilen sebepler ışığında olabilirken; haklı sebeplerin doğrultusunda da sonuç bulabilir; fakat daha önceden belirtildiği gibi dava açma durumunda dikkatlice hareket edilmesi, oldukça mühim konular arasında yer alır. Açılan tapu iptal davası, konunun uzmanı olan avukatlarca işleme sokularak sonuca gidilebilir; tabi bu konunun boydan boya araştırılması, eldeki delil ve yetkilerin incelenmesi gerekir.

Dava Açma Süresi!

Birçok konudan farklı olarak tapu iptal davası için herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmaz. Taraflarca haklı olduklarını ortaya çıkaracak değerlerin vuku bulmasıyla beraber; tapu iptalinin gerçekleşmesi yolunda dava açılabilir. Hangi sebeplerden ötürü dava açılacağını belirttik. Belirtilen sebepler, meydana gelirse zaman aşımı olmaksızın dava açılabilir. Sonuçta tapu ve tapunun varlığı, taşınmaz statüsünde olduğu için devletler üstü varlık olarak karşımıza çıkar.

Davanın Düşmesi!

Tapu iptalini sağlayabilmek için açılacak olan davanın süresiz olacağını belirtmiştik; ama bazı durumlarda onun düşeceğini de söylemeliyiz. İptal kararı için dava açan kişi, dava süreci tamamlanmadan vefat edecek olursa dava düşer ve davacının yasal mirasçıları dahi durumdan yararlanabilmek adına yeni bir dava açamaz.

Tanıma ve Tenfiz Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Tanıma ve Tenfiz Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yurtdışında açılmış ve sonuca bağlanmış olan boşanma davaları, maalesef ülkemiz hukuk sitemi içerisinde kabul görmüyor. Davanın sonuçlandığı ülkeye göre bekar olan kişi, ülkemizde halen evli gözükürken; bu durum miras, yeniden evlenme gibi işlemler için sorun teşkil edebiliyor. Olası sorunu çözebilmek adına açılan tanıma ve tenfiz davası, kişinin Türkiye nezdinde de bekar gözükmesini sağlar. Medeni yapı içerisinde bekar gözüken kişi: miras, yeniden evlenme gibi farklı konularda sorun yaşamaz.

Gerekli Belgeler

Açılacak olan tanıma ve tenfiz davası için bazı belgelerin varlığı, oldukça büyük önem arz eder.

  • Boşanmanın gerçekleşmiş olduğu yabancı mahkemede alınan karanın aslı
  • Verilen boşanma kararının kesinleşmiş olduğu belirten şerh veya apostil şerhi
  • Verilen boşanma kararının yeminli tercüman tarafından çevrilmesi, çevrilen tercümenin noter ya da konsolosluğa onaylatılması
  • Boşanan kişilerin nüfuz cüzdanı veya pasaport fotokopileri
  • Davanın görülmesi için tutulacak olan avukata dair vekaletname

Belirtilen belge ve bilgiler, davanın Türkiye’de açılabilmesi için katiyetle temin edilmelidir; aksi takdirde davanın sürdürülmesi imkansız hale gelir ki bu durumda arzu edilen boşanma gerçekleşmez. Yabancı ülkede yapılmış olan boşanmayı Türkiye’de tanımlayabilmek için Aile Mahkemesi’ne başvurulur. İzmir, İstanbul, Ankara’da bulunan mahkemeler dava açılabilecek durumda olup; kişi Türkiye’de yaşamıyorsa avukatına vekalet vermeli, bu sayede dava sürecini gerçekleştirmelidir.

Hangi Ülkeler?

Ülkemizde açılacak olan tanıma ve tenfiz davası,

  • Almana, Hollanda, İngiltere, Avusturya, İsviçre, Belçika, Fransa, Norveç, Macaristan, İtalya, İspanya, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, İsveç, Slovakya, Gürcistan
  • Amerika Birleşik Devletleri, Kanada,
  • Avusturalya
  • Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya, Japonya, Çin
  • Mısır gibi ülkelerde geçerli olur.

Davanın dikkatli bir şekilde incelenmesi ve takip edilmesi, oldukça büyük önemde olup; ileride yaşanacak olası negatiflikleri öncesinde önler.

İş Kazası Tazminat Davaları

İş Kazası Tazminat Davaları

İşçilerin iş yerinde çalışmakta olduğu sıralarda veya iş yeri dışında iş maksadı ile bulundukları sırada başlarına gelen kazalara iş kazaları denmektedir. İş kazalarının gerçekleşmesi iş yerinde çalışma sırasında olabileceği gibi işverenin emri doğrultusunda farklı bir yerde çalışma sırasında da meydana gelebilmektedir. İş kazalarından sonra işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar görmesi gerekmektedir. İş kazalarından sonra işverenin almak ile yükümlü olduğu güvenlik önlerinin alınmaması durumlarında işçinin işverene iş kazası tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Maddi ve manevi tazminat davaları yanında, ceza davası da açılabilmektedir. Çalışanların uzlaşma ile zararların tazmini yönünde de dava açabilmektedir. Her iki davada iş mahkemelerine açılacaktır.

Çalışanların ve işverenlerin yasal düzenlemeleri ülkemizde İş Kanunu ile düzenlenmektedir. Bu konun gereğince oluşacak hukuksuzluklara iş mahkemesi bakmaktadır. Bu kanunu en şekilde bilen ve davalara giren avukatlar da iş hukuku avukatları olmaktadır. İş kazası yaşayarak tazminat talep isteyen çalışan iş kazası avukatı yardımı ile gerekli mahkemeye başvuru yapabilir ve işveren hakkında tazminat ve ceza davaları açabilir. İş kazalarının oluşmasındaki kusurun işverende olması durumunda bu davalar işverene açılmaktadır. Ancak bazı durumlarda güvelik tedbiri alması gereken 3. Şahıslarda bulunabilmektedir. Bu durumlarda tazminat konusunda bu şirketler veya kişiler sorumlu tutulabilmektedir. İş Kazalarından sonra çalışanın uğradığı zarar davalıdan talep edilmektedir.

İş kazası nedeni ile oluşacak maddi ve manevi kayıplar nedeni ile davalarda tazminat talep edilmektedir. Bunlar; işçinin tedavi giderleri, işçinin kazanç kaybı, kaza sonrası çalışma kaybı, sonrasında ekonomik sorunlar yaşaması ve ölümü halinde de cenaze masrafları alınabilmektedir. Açılacak iş kazası manevi tazminat davalarında da kaza sonrasında yaşanılan manevi zararların giderilmesi için işlemler yapılacaktır. Açılacak iş kazası davaları birçok yönden karmaşık olabilmektedir. Sonuçlanmasında kazanın oluş sebebi ile alakalı bilirkişi raporları da istenebilir. Bu durumlar davanın uzamasına neden olabilmektedir. Ancak davalara deneyimli iş hukuku avukatlarının bakması ile sürecin kısalması mümkün olabilmektedir. Kolay bir şekilde davaların sonuçlanması konusunda delillerin toplanması ve tanıklar ile bunların mahkemeye sunulması önemlidir.

https://ilkayuyarkaba.av.tr | Trafik Kazalarında Tazminat | Avukat Ankara | Nafaka | İş Kazası Tazminat | Ankara Avukatları | Ankara Hukuk Büroları | Avukat |